2 Haz 2012

PATRON RUYASI

Madem ruyalardan gidip duruyorum, devam edelim o zaman... Aksam tam yatmaya hazirlaniyordum ki, din dan don mesaj sesi geldi telefondan. Hayirdir insallah gecenin bu vakti veya kim bu munasebetsiz acaba gecenin bu vaktinde gibi tepkiler de verebilirdim. Ama vermedim. Telefonu elime aldim. Meger ben dunyanin bir tarafinda yatmaya hazirlanirken, diger bi tarafinda kalkmis olan eski patronum ruyasinda beni gormus. Soyle diyor:

Gece ruyamda seni gordum. Ben burada herseyi birakip Venezuela'ya uctum. Orada seninle bulustuk. Sen bayagi bir Venezuelali olmustun. Hayirlisi bakalim.

Hayir olsun, hayir olsun gunduz niyetine. Saat aksamin 21:30'u oldu gerci. 6 saatten fazladir otobusteyim. En az 12 saatim daha var B. Aires'e kadar.

Bu arada otobuse binmeden once ilginc bir sey oldu :))) Bazen cok salaklasiyorum. Ama ben seviyorum bu salak hallerimi de :))) Sen uc gece bir ulkede kal, bir kere olsun fark etme saatlerin geldigin yerden 1 saat daha geride olmasini :))) 13:30'a aldim bileti. 1 saat vardi. Saga sola baktim, dolandim, oturdum bir yerde. Sonra saatler vardi tavanda yan yana. Brezilya, Paraguay ve Arjantin saatlerini gosteriyor... Lan bir acayip oldum :))) Nooluyo lan dedim kendi kendime :))) Insan uc gece kalir da nasil fark etmez... Ama seviyorum tatilin bu yanini, bazi salak yanlarimi da :))). Tayland'da da gunleri kaybetmisligim olmustu bir zamanlar. Cok sevmistim o hissi.

31.05.2012 - B. Aires yolu

31 May 2012

KURSUN DOKMELI

Nazara mi geldim acep bilemedim ki... Sol kaburga kemiklerimden birisi aciyor hareket ederken filan. Bunun sebebini, gecenlerde Rio'da sevisirken yaptigim ters bir harekete baglamak istiyorum. O an hissetmistim ilk aciyi. Dunden beri biraz artti gibi. Baska bir sey var da sevisme esnasindaki ters hareket ortaya cikmasini mi kolaylastirdi, yoksa basit bir kas ezilmesi mi bilemedim. Lan nazara geldim galiba. Ciddi bir sey cikip da daha yolu yarilamadan geri donmek zorunda kalirsam cok kotu olur. Offf...

Yok yok. Kesin nazar. Dun gece ruyamda hic bilmedigim bir yerde, hic tanimadigim insanlarin arasindaydim. Ama ruya bu ya, sanki yillardir taniyormusum gibiydi. Bir binanin onunde duruyordu insanlar. Dedim bunlara, hepinizde nazar var. Teker teker insanlara kursun dokmekle olacak is degil dedim. Bir konstruksiyon insaa edip, binanin ustune carsaf gerip, gene baska bir dev konstruksiyon ile binaya kursun dokulmeli dedim.:)))

Lan boyle yaziyorum, ediyorum, ruyalarda goruyorum. Millet bir sey sanacak. Ben batil olan hicbir seye ve dinlere inanmam. Ben bir tek insana inanirim.:)

Neyse. Dun gece ruyayi gormek icin yatmadan once cok dusundum tasindim. Gelmisken Paraguayli bir cocuklan yaramazlik yapmadan gitmek olmaz diye dusunerekten, tum kaburga sancilarima ragmen dunyalar yakisiklisi, atletik vucutlu bir cocuklan yazismaya basladim... Dedi, gel seni bir gece klubune gotureyim. Paraguay'a gelen herkesin mutlaka ugramasi lazim... Felaket de tirsiyom aslinda. Oy ne guzel yerler, ne sahane yerler diye kendini gece gece cart diye sokak ortalarina birakirsan Paraguay'da, birinin seni kitir kitir dogramasi cok kuvvetle muhtemel. Keske sadece varimi yogumu alip beni soysa da serbest biraksa dersin :) Amaan dedim. Satmisim anasini dunyanin dedim kendi kendime. Kaldigim yeri soyledim. Yaklasinca bana mesaj gonder asagiya ineyim dedim. Yarim saat icinde gelecekti. Ben kalktim. Oy bende bir suslenmeler. Bir kendime bakmalar, kokular surunmeler :))) Sonra da elimde telefon mesaj beklerken uzandigim yerde uyuyup kalmisim iyi mi... Bir de uyandim, sicaktan kan ter icinde kalmisim. Mesajlar gelmis. Saat yarim olmus... Diyemezsin ki cocuga, ben seni beklerken yasli nineler gibi yataga uzandim da uyuyakaldim. Bazen telefon sorun cikartiyor dedim. Yeni gordum mesajini dedim... Ooo senden ses cikmayinca ben de beklemedim devam ettim dedi... Baska bahara dedi... Lan ben ne yapayim kendimi simdi. Boylu boslu yakisikli ve de atletik bir Paraguay cocugunu kacirdim :((((( Geriye de soyunup yataga girmek kaldi...

Kendi kendime de soylendim yatmaya giderken. Rezil seni dedim kendi kendime. Bir cizgili pijamalarin eksik dedim kendi kendime :))) Ondan sonra da ruyanda koskoca binaya kursun dokersin :)))

Paraguay dersin, kucumsersin ama guzel insanlar var. Hele ki esmer sevmeyen ben bile etkileniyorsam, demek bunlarda baska turlu, guzel bir esmerlik var. Bayburtlu esmerliginden farkli bir sey var :))) Icimde kaldi. Aksam bir sey yapamadim. Arjantin'e gecmeden bu son gecemde mutlaka bir haltlar karistirmam lazim bu gece. Bugunden beri gene baska bir guzel cocuk yaziyor bana ama bakalim bulusabilecek miyiz.

Okuyan da derdim zorum seks sanacak :))) Her seyi, gezi gunlugunu buraya yazmiyorum. O yuzden yanlis anlasilmalar olmasin okuyucular tarafinda lutfen. Cok kirilir, cok uzulurum :)

27 May 2012

EUROVISION FAVORILERIM

Baskasi, tum Avrupa ne dusunur bilmem. Ben burada, Brezilya'nin Foz do Iguacu sehrindeki koltuga kurulmus sarkilari izledikten sonra ilk ucu su sekilde siraliyorum:

1. Moldovya
2. Malta
3. Sirbistan

Sonradan aklima geldi bugun Eurovision oldugu. Oyle bagimlisi filan degilim ama bu kadar uzaktayken seyretmek ve tahmin yapmak ilginc olur diye kostura kostura Paraguay'dan Brezilya'ya gectim ogleden sonra. Buranin saatiyle 16:00'da baslayacakti. Sordum buradaki kiza cekiyor mu Eurovision'u diye. Kiz aval aval bakti, o ne ki dercesine. Ben de gecikmeli olarak, her seyimizi bilen ve her seyimize hakim olan sevgili Gugil'in sahip oldugu Yutub'dan seyrettim :)

26 May 2012

HAYIR OLSUN

12 Saatten fazla oldu yollardayim. Otobusteyim. Rio'dan bindim, hedef Iguacu selaleleri. Yolun yarisini hecmis olmam lazim... Biraz once acayip ruyalardan sonra uyandim. Baktim, otobus mola vermis...

Cok ruyalar gordum ama en ilgincini, en hayra yorulmasi gerekenini yazayim. Orta yasin ve kilonun ustunde iki kadin vardi. Aralarinda yuksek sesle konusuyorlardi. Biri digerine diyordu ki; "Guvercin bokundan olmus". Duyar duymaz dedim; "Bir insan guvercin bokundan nasil olur ki, bilsek de onlemimizi alsak. Olmesek".

Hayir olsun...

25.05.2012

YOL BENIMDIR

Neresinden baslamali anlatmaya? En sonundan, su anda bulundugum yerden mi baslamali acaba, bilemedim ki... Evet, evet. En iyisi su andan itibaren geriye gitmeli...

Saat 20:15 su an. Rio de Janeiro'da bir konservatuvarin prova salonunda bir kosede oturmus bu yaziyi yaziyorum. 3 m otemde bir kiz, siyah bir elbise icinde, bir yatagin onunde krizler gecirerek elindekileri karsi duvara firlatip duruyor, abartili teatral ifadeler ile birlikte. Portekizce bilmeme gerek yok. Hayli abartili... Hemen onun 2 m otesindeki pek bir celimsiz cocuk da elindeki tekst ile birlikte unuttugu yerleri ona hatirlatmaya calisiyor... Kapida birisi keman caliyor... Bir digeri keman calanin resmini yapiyor... Yan odada topluca insanlar dans etmeye calisiyorlar. Sanki yerlerde surunup, acilar icinde kivranip yuvarlanir gibi hareketlerle... Arkadas ise gitarla prova yapmaya gitti... Provam var, sen de gel dedi. Ilginc bir izlenim olur dedi. Sonra da beraber guzel vakit geciririz cikinca dedi...

Soyle baslamali, gittigim yerlerde aval aval sokaklara bakip donmemek icin artik mumkun oldugunca arkadaslar edinmeye calisiyorum yollarda. Rio'daki arkadasim gay. Hem de onda kaliyorum. Annesi ve babasiyla beraber yasiyor. Oyuncu. Kostum dizaynci kiz arkadasi da onda kaliyor. Annesi ve babasi biliyor gay oldugunu. Ben hala saskinim. Beynim bir turlu alamiyor bu durumu... Insanlar sokak ortasinda el ele tutusup opusebiliyorlar. Benim guzel ulkemde, bir cok yerde heteroseksueller bile sokak ortasinda opusemiyorken, ellerin memleketlerinde neler neler oluyor. Zaten dun aksam hep beraber onun tiyatro oyununa gittik. Annesi, babasi filan bir yerlerde oturduk oyundan sonra. Bir ara babasi bana donup dedi ki; burada sahip oldugumuz ozgurlugu gordukten sonra, dogdugun veya yasadigin yerlerde artik kendini daha da  baski altinda hissedeceksin dedi... Ne diyecegimi, nasil yorum yapacagimi bilemedim. Kafami salladim, soylediklerini onaylar bicimde... Bu gece son gecem olacak bu sehirde. Bu insanlardan nasil ayrilacagim bilemiyorum. O kadar kiskandim ki hayatlarini...

Rio de Jenairo'ya gelmeden once 2 gece Sao Paulo'da yaninda kaldigim cocuk benimle yasitti. Yalniz yasiyor. Merkezde sirin fakat ufak bir dairesi vardi tek odali... Onun da ailesi biliyormus. Insan hayretler icinde kaliyor... Ben nerelerdeyim, neler yapiyorum ve yapmaya devam ediyorum sorularini kendime sorup duruyorum... Onunla da cok guzel vakit gecirdim Sao Paulo'da.

Neyse, yola devam etmeli. Yeni yerler ve insanlar tanimali. Bu hic ayrilmak istemedigim Rio de Janeiro'dan ayrilmak gercekten zor olacak ama yollar beni bekler. Yeni hayatlar beni bekler... Gecen gece oturup bir yerde icki ictik o ve iki arkadasiyla beraber. Kostum tasarimcisi kiz ve sahne tasarimcisi adamla. Uzun zamandir o kadar guldugumu ve kendimi rahat hissettigim bir ortamda oldugumu hatirlamiyorum. Hele ki sokak ortasinda birbirine sarilan, birbirini open geyleri gorunce... Bu cok baska bir his olmali. Senin dort duvar arasinda bir sir gibi saklayarak gizlice yaptigin seyleri bu insanlar ulu orta yapiyorlar...

Mesela ben hic sokak ortasinda, kalabalik ortasinda el ele tutusarak yurumedim. Hic sokak ortasinda opusmedim. Cok merak ediyorum nasil bir his oldugunu... Butun bu yasamlari gorunce, bu zamana kadar bana ogretilen, dikte edilen ahlak anlayisi ve yasam biciminin hicbir yerine oturtamiyorum buradaki insanlarin davranislarini...

Biraz once bu yaziyi bitirip soyle bir yurudum az ileriye dogru. Derken uctaki binanin icine girdim. Birden piyano sesleri gelmeye basladi kulagima. Sesi takip ettim. Hayli yakisikli bir cocuk piyano calarken onundeki iki kiz da sarki soyluyordu. Biraz baktim. Sonra tam geriye donuyorken piyano hizlandi. Ses kuvvetlendi. Cocugun elleri artik piyanonun ustunde degil de kalbimin pompaladigi kanin ritmini duzenliyordu sanki. Icim bir garip oldu, duygulandim. Ama daha geri donmedim. Bakmadim arkama hic.

Geldigimde, kapi onundeki cocuk kemanini calmaya devam ediyordu...

23.05.2012 - Rio de Janeiro

15 May 2012

HAVADA GERCEK NOT :)

Havadayken birkac satir sey yazmayi seviyorum her daim. Ama bu sefer ilk defa yaziyi bitirir bitirmez gonderebilecegim. Cunku teyyarede internet var.

Internet'in hic olmadigi zamanlara da sahitlik etmis birisi olarak geldigimiz bu nokta ne ilginctir.

Yolculugun bitmesine daha 9 saatten fazla zaman var. Toplamda 12 saat 40 dakika. Ama benim basim agriyor her zaman oldugu gibi. Yoksa bu yolculuk hic bitsin istemezdim. Filmleri, belgeselleri izler dururdum onumdeki monitorden :)

GIDIYORUM

Cok az sey goturecegim dedim ama gene doldurdum.

Icimde cok garip bir heyecan var. Daha once hic bu kadar olmamistim. Isin garibi, bu yolculugu uzun zamandir planliyor olmama ragmen ilk defa bugun anladim ne ne kadar ciddi bir seyahat oldugunu.

Yolum acik olsun, ne diyeyim... Insanin karsisina nerede, ne zaman, kimin cikacagi belli olmazmis. Umarim karsima guzel insanlar cikar dunyanin oteki basinda.

Hadi bana musaade. Yola koyulmadan evvel birkac saat uyuyayim.

9 May 2012

NE KADAR SOĞUK BİRİYİM :(

Bir türlü yazamaya fırsat bulamadım bu sürpriz kişiyi. Yeniden yollara koyulmadan önce birkaç satır yazayım.

Ayrılmama birkaç gün kalmıştı Petersburg'dan. Bir sabah işe giderken bir de baktım şirketin kapısında durmuş sigara içiyor bu kişi. Biraz geçimsiz, hayli ukala, çok bilmiş, az biraz kavgacı, eli cebinde tepeden bakan bir tip işte. Bütün bunlar bir yana, mesleğinde diğer bir çok kişiye nazaran çok iyi olduğu için, idealist olduğu için ve buna benzer birkaç nedenden dolayı birkaç kez ancak görmüşlüğüm olan, muhabbetimin hiç olmadığı bu kişiye karşı içten içe saygı duyardım. Beğenirdim onu... O gün öyle geçti... Akşama doğru, çıkışta görüşelim dedi. Ben de olur dedim ve önce gidip yemek yedik güzel bir yerde. Sonra Nevsky'de turladık. Derken yorulduk, bir kafede oturduk. Çok güzel sohbetler ettik. 

Ertesi gün tatildi. Pazar günüydü. Yine buluşmaya karar verdik. Çıktık, sokaklarda dolaştık, kafelerde oturduk. Konuştuğumuz konular genellikle mesleki ve benim şu çıkacağım yolculukla alakalıydı... 

Bir sonraki gün pazartesi, benim son iş günümdü. Artık otele de geçmiştim son iki gün. Akşam çıkıp gene yürüdük, lafladık...

Salı günü benim veda günümdü. Gidip vedalaştım insanlarla. Sonra akşam o işten dönünce yine dışarı çıktık. Dolaştık... Marketten bir şeyler alıp benim otel odama döndük... İşte bu yazıyı bana yazdıran durum da bu andan sonra oluştu.

Yakışıklı ve hoş bir çocuk. Ancak cinsel anlamda bende bir ilgi uyandırmadı. Yani arkadaşçasına çok sevdim onu. Öncelikle bunun altını çizeyim. Ancak çok ilginçtir ki, benim odada Youtube'dan birkaç video açıp izledik beraber. Yani bilgisayar karşıda, biz oturmuş çerezlerimizi filan yiyoruz, laflıyoruz, video seyrediyoruz... Bu sahne beni çok etkiledi... Aslında bu yaptığımız şeyin benim hep yalnız başıma gerçekleştirdiğim bir eylem olduğunun farkına varıp üzüldüm. İnsanlarla, arkadaşlarla buluşup bir yerlere gidiyorum, laflıyorum, gezip-tozup eğleniyrum falan filan. Ama bu bana çok farklı ve güzel geldi. Meğer ne güzel bir eylemmiş. Beraber gülmek, izlemek... 

Yani bu dostu da geç buldum, çabuk kaybettim diyebiliyorum ancak. Neyse, dünya çok küçük. Gene karşılaşırız umarım...

Mesela "BEYAZLAŞAN GECELER" başlıklı yazıda anlattığım kişi de çok ilginçtir. 7 ay beraber çalıştık. Ama doğru dürüst hiç sohbetimiz olmamıştı. Sonra ben ayrılmıştım, başka işe geçmiştim. Derken toplantıya geldiği bir gün öğle yemeğinde rastlamıştım. Akşam da bana telefon açmıştı. Dışarıya çıkıp yemek yeyip, turlayıp bir yerlerde içmiştik... Bu da gene aynı ukalalıkta ve benzer özelliklerdeki birisiydi.

Sanırım ben çok soğuk bir insanım. Yani bu arkadaş akşam bana telefon açmasaydı dünyada çıkıp bir yerlere gitmeyecektik. Yukarıdaki bahsettiğim diğer arkadaş, çıkışta görüşelim demeseydi, dünyada bir araya gelip birkaç güzel gün geçiremeyecektik.

Ne yapmalı, ne etmeli, bu soğukluğu nasıl atmalı?

2 May 2012

SIMDI NE OLACAK?

Kimine gore ozgurluk, kimine gore cilginlik yahut delilik... Ya bana gore? Bana gore ne oldugunu inan olsun kendim de cozemiyorum... Elbette ozgurlugumu kullanmak istiyorum. Mesela evli ve cocuklu, siradan bir insan olsan, cart diye istifa edemezsin yeni is bulmadan. Ya da buna benzer bagliliklari olunca insanin, farkinda olarak ya da olmayarak bu zaaflari kullananlar etrafini sariyor. Kisi, elleri kollari baglanmis zannedip kendini hapsedebiliyor, belki de hic hak etmedigi bir yasama.

Ne olacak simdi? Birkac gun dinlenecegim once. Sonra uzun zamandir planladigim o uzun yolculuga cikacagim. 3 ay diye planlayip gidis-donus bileti aldigim bu yolculugun aslinda ne kadar surecegini ben bile bilmiyorum. Bildigim tek sey, sonraki hayatimda degisikliklere neden olacagi. Bu degisikliklerin gorunurde de olmasini cok istiyorum. Ancak onun icin daha da cesur, riski seven biri olmam gerekiyor. Yani bu garantici ve gereksiz kontrolcu yapim ile cok zor. Kim bilir belki de bunun degisme zamani gelmistir :) Hepsi, bu cok tehlikeli yol boyunca, yol ve yer ile kendimi de ararken belli olacak... Yolda dusup kalkarken, gulup soylerken, zaman zaman yola ciktigima bin pisman olurken ve buna benzer daha sayisiz ruh haliyle kendimi bulmaya calisirken...

Ya donunce? Donmeme ihtimali de var elbet bir cok sebepten. Iyi yahut tam tersi belki de trajik bir sebepten... Felaket senaryolari bir yana, sonrasini, oncesini, her seyi su an dusunmek istemiyorum.

Yani uzun lafin kisasi, once kafayi bosalt. Sonra istedigin gibi doldur :))) Cunku unutmam lazim. Son aylarda bana yapilan haksizliklari unutmam lazim. Unutup da demeliyim ki:

Sefam olsun lan...

Saint Petersburg - Istanbul ucagi
02.05.2012 - 20:40

VEDA

Bir kez daha bir şehre veda. Belki de elveda...

İnsan kendisine bambaşka bir hayat kurgularken hayat onu daha başka bir yana savuruyor... Bu sefer o kişi ne yapıyor? Bu savurganlığa hırslanıp kendini daha da başka uzaklara savuruyor. Yani hayatın onu savurmaya gücünün yetemeyeceği limanları aramak adına, kendisini, ne olduğunu, nerede durduğunu daha iyi anlayabilmek adına, alıp başını gidiyor işte insan...

Ben de alıp başımı gidiyorum... Nereye gittiğimi biliyor muyum? 

Vallahi de bilmiyrum, billahi de bilmiyorum... Allah belamı versin, bilmiyorum :)

Bir kez daha merhaba diyeceğim TR'ye bu gece...