Bir türlü yazamaya fırsat bulamadım bu sürpriz kişiyi. Yeniden yollara koyulmadan önce birkaç satır yazayım.
Ayrılmama birkaç gün kalmıştı Petersburg'dan. Bir sabah işe giderken bir de baktım şirketin kapısında durmuş sigara içiyor bu kişi. Biraz geçimsiz, hayli ukala, çok bilmiş, az biraz kavgacı, eli cebinde tepeden bakan bir tip işte. Bütün bunlar bir yana, mesleğinde diğer bir çok kişiye nazaran çok iyi olduğu için, idealist olduğu için ve buna benzer birkaç nedenden dolayı birkaç kez ancak görmüşlüğüm olan, muhabbetimin hiç olmadığı bu kişiye karşı içten içe saygı duyardım. Beğenirdim onu... O gün öyle geçti... Akşama doğru, çıkışta görüşelim dedi. Ben de olur dedim ve önce gidip yemek yedik güzel bir yerde. Sonra Nevsky'de turladık. Derken yorulduk, bir kafede oturduk. Çok güzel sohbetler ettik.
Ertesi gün tatildi. Pazar günüydü. Yine buluşmaya karar verdik. Çıktık, sokaklarda dolaştık, kafelerde oturduk. Konuştuğumuz konular genellikle mesleki ve benim şu çıkacağım yolculukla alakalıydı...
Bir sonraki gün pazartesi, benim son iş günümdü. Artık otele de geçmiştim son iki gün. Akşam çıkıp gene yürüdük, lafladık...
Salı günü benim veda günümdü. Gidip vedalaştım insanlarla. Sonra akşam o işten dönünce yine dışarı çıktık. Dolaştık... Marketten bir şeyler alıp benim otel odama döndük... İşte bu yazıyı bana yazdıran durum da bu andan sonra oluştu.
Yakışıklı ve hoş bir çocuk. Ancak cinsel anlamda bende bir ilgi uyandırmadı. Yani arkadaşçasına çok sevdim onu. Öncelikle bunun altını çizeyim. Ancak çok ilginçtir ki, benim odada Youtube'dan birkaç video açıp izledik beraber. Yani bilgisayar karşıda, biz oturmuş çerezlerimizi filan yiyoruz, laflıyoruz, video seyrediyoruz... Bu sahne beni çok etkiledi... Aslında bu yaptığımız şeyin benim hep yalnız başıma gerçekleştirdiğim bir eylem olduğunun farkına varıp üzüldüm. İnsanlarla, arkadaşlarla buluşup bir yerlere gidiyorum, laflıyorum, gezip-tozup eğleniyrum falan filan. Ama bu bana çok farklı ve güzel geldi. Meğer ne güzel bir eylemmiş. Beraber gülmek, izlemek...
Yani bu dostu da geç buldum, çabuk kaybettim diyebiliyorum ancak. Neyse, dünya çok küçük. Gene karşılaşırız umarım...
Mesela "BEYAZLAŞAN GECELER" başlıklı yazıda anlattığım kişi de çok ilginçtir. 7 ay beraber çalıştık. Ama doğru dürüst hiç sohbetimiz olmamıştı. Sonra ben ayrılmıştım, başka işe geçmiştim. Derken toplantıya geldiği bir gün öğle yemeğinde rastlamıştım. Akşam da bana telefon açmıştı. Dışarıya çıkıp yemek yeyip, turlayıp bir yerlerde içmiştik... Bu da gene aynı ukalalıkta ve benzer özelliklerdeki birisiydi.
Sanırım ben çok soğuk bir insanım. Yani bu arkadaş akşam bana telefon açmasaydı dünyada çıkıp bir yerlere gitmeyecektik. Yukarıdaki bahsettiğim diğer arkadaş, çıkışta görüşelim demeseydi, dünyada bir araya gelip birkaç güzel gün geçiremeyecektik.
Ne yapmalı, ne etmeli, bu soğukluğu nasıl atmalı?